Kapalı (minimal invaziv) operasyonlar başta olmak üzere yüksek başarı sağlanan tedavi alanlarımız.
Yemek borusu (Özofagus), ağzınızı ve midenizi birbirine bağlayan uzun, içi boş, kaslı bir tüptür. Üst ve alt kısımlardaki kas halkaları (sfinkterler), yiyecek ve sıvının geçmesine izin vermek için kasılır ve gevşer.
Yemek borusu kanseri genellikle yemek borusunun içini kaplayan hücrelerde başlar ve tüp boyunca herhangi bir yerde ortaya çıkabilir. Dünya çapında kanser ölümlerinin altıncı en yaygın nedenidir.
Özofagus kanserinin en sık görülen semptomlarından biri tıkanma hissi ve yutma zorluğudur. Öncelikle sadece katı gıdaların tüketilmesinde yaşanılan zorluk, hastalık ilerledikçe sıvıların bile kolayca içilemeyeceği bir hale gelir. Diğer belirtiler:
Sizi endişelendiren kalıcı belirti ve semptomlarınız varsa doktorunuzdan randevu alın. Kronik asit reflünün neden olduğu kanser öncesi bir durum olan Barrett’s özofagusu teşhisi konduysa, özofagus kanseri riskiniz daha yüksektir. Yakın doktor takibi gerekir. Özofagus kanseri taraması, Barrett's özofagusu olan kişiler için bir seçenek olabilir. Barrett's özofagusunuz varsa, doktorunuzla taramanın artılarını ve eksilerini tartışın.
Özofagus kanseri, hücre tipine göre sınıflandırılır. Özofagus kanseri türü, tedavi seçeneklerinin belirlenmesine yardımcı olur. Özofagus kanseri türleri şunları içerir:
Diğer nadir türler: Özofagus kanserinin bazı nadir formları arasında küçük hücreli karsinom, sarkom, lenfoma, melanom ve koryokarsinom bulunur.
Yemek borusu kanserine neyin neden olduğu tam olarak belli değil. Yemek borusu kanseri, yemek borusundaki hücreler DNA'larında değişiklikler (mutasyonlar) geliştirdiğinde ortaya çıkar. Değişiklikler hücrelerin büyümesine ve kontrolden çıkmasına neden olur. Biriken anormal hücreler yemek borusunda yakındaki yapıları istila ederek ve vücudun diğer bölgelerine yayılarak büyüyebilen bir tümör oluşturur.
Yemek borusu kronik tahrişinin yemek borusu kanserine neden olan değişikliklere katkıda bulunabileceği düşünülmektedir. Tahrişe neden olan ve yemek borusu kanseri riskini artıran faktörler şunlardır:
Aile hikâyeniz varsa yemek borusu kanseri riskinizi azaltmak için adımlar atabilirsiniz. Örneğin:
Yutma güçlüğü veya açıklanamayan kilo verme şikâyetleriyle hekiminize başvurduğunuzda, hekiminiz tıbbi öykünüzü dinleyip fizik muayenesini gerçekleştirdikten sonra şikâyetlerinize neden olan bir tümör olup olmadığını belirlemek için kimi tetkikler isteyebilir:
Özofagus kanseri teşhisi doğrulandıktan sonra, doktor kanserinizin lenf bezlerinize mi yoksa vücudunuzun diğer bölgelerine mi yayıldığını belirlemek için ek testler önerebilir. Testler şunları içerebilir:
Doktor, kanseri evrelemek için bu prosedürlerden elde edilen bilgileri kullanır. Özofagus kanserinin evreleri, 0'dan IV'e kadar değişen Romen rakamlarıyla belirtilir ve en düşük evreler kanserin küçük olduğunu ve yemek borusunun yalnızca yüzeysel katmanlarını etkilediğini gösterir. Evre IV'te kanser ilerlemiş olarak kabul edilir ve vücudun diğer bölgelerine yayılmıştır.
Özofagus kanseri için alınan tedaviler, kanserin hücre tipine, evresine, hastanın genel sağlık durumuna ve tedavi tercihlerine bağlıdır. Günümüzde en etkili tedavi metodu cerrahi olarak kanser dokusunun vücuttan uzaklaştırılmasıdır. Kanseri çıkarmak için cerrahi tek başına veya diğer tedavilerle birlikte kullanılabilir.
Özofagus kanserini tedavi etmek için kullanılan operasyonlar şunları içerir:
Yemek borusu kanseri ameliyatı enfeksiyon, kanama ve kalan yemek borusunun mideye tekrar bağlandığı bölgeden sızıntı gibi ciddi komplikasyon riski taşır.
Yemek borusunu çıkarmak için yapılan ameliyat, büyük kesiler kullanılarak açık bir prosedür olarak veya cildinizdeki birkaç küçük kesi ile girilen özel cerrahi aletlerle kapalı metotlarla (laparoskopik-torakoskopik olarak) yapılabilir. Ameliyatınızın nasıl gerçekleştirileceği, kişisel durumunuza ve cerrahınızın ameliyatla ilgili özel yaklaşımına ve cerrahın tecrübesine bağlıdır.
Biz 2013 yılından beri yemek borusu kanseri ameliyatlarımızı kapalı yöntemlerle yapmaktayız.
Kemoterapi: Kemoterapi, kanser hücrelerini öldürmek için kimyasalların kullanıldığı ilaç tedavisidir. Kemoterapi ilaçları tipik olarak özofagus kanseri olan kişilerde ameliyattan önce (neoadjuvan) veya sonra (adjuvan) kullanılır. Kemoterapi ayrıca radyasyon tedavisi ile birleştirilebilir. Uzak organlara yayılmış ilerlemiş kanseri olan kişilerde, kanserin neden olduğu belirti ve semptomları hafifletmeye yardımcı olmak için kemoterapi tek başına kullanılabilir.
Radyasyon tedavisi: Radyasyon tedavisi, kanser hücrelerini öldürmek için X-ışınları ve protonlar gibi yüksek enerjili ışınları kullanır. Radyasyon tedavisi genellikle özofagus kanseri olan kişilerde kemoterapi ile birlikte verilir. Radyasyonun yemek borusuna yan etkileri arasında güneş yanığı benzeri cilt reaksiyonları, ağrılı veya zor yutma ve akciğerler ve kalp gibi yakın organlarda hasar bulunur.
Kombine kemoterapi ve radyasyon: Kemoterapi ve radyasyon tedavisini birleştirmek, her tedavinin etkinliğini artırabilir. Ancak kombine tedaviler yan etkilerin olasılığını ve şiddetini artırabilir.
Hedefe yönelik ilaç tedavisi: Kanserin belirli zayıflıklarına odaklanır. Genellikle ileri kanserler veya diğer tedavilere yanıt vermeyen vakalarda kemoterapi ile birleştirilir.
İmmünoterapi: Bağışıklık sisteminin kanserle savaşmasına yardımcı olan bir ilaç tedavisidir. Kanser hücreleri bağışıklık sistemi hücrelerinin onları tanımasını engeller, immünoterapi bu sürece müdahale ederek savaşır.
Özofagus kanseri ilerledikçe, aşağıdaki gibi komplikasyonlara neden olabilir:
Yemek borusu kanseri yemek borusunu daralttıysa, yemek borusunu açık tutmak ve hastanın yeme-içmesini sağlamak için bir metal tüp (stent) yerleştirmek çok önemlidir. Endoskop ile yemek borusuna yerleştirilen stentler hastanın konforu, beslenmesi ve bağışıklık sisteminin güçlendirilmesi açısından çok önemli bir tedavi metodudur. Stent, gıdanın doğrudan mideye veya ince bağırsağa iletilmesini sağlayarak yemek borusunun kanser tedavisinden sonra iyileşmesi için zaman kazandırır.
Kliniğimizde şimdiye kadar 500'den fazla kanser hastasına stent yerleştirdik.
Diğer seçenekler cerrahi, mideye tüp yerleştirilmesi, radyasyon tedavisi, kemoterapi, lazer tedavisi ve fotodinamik tedaviyi içerir.
Kliniğimizde yemek borusu kanserli hastalara yaklaşık 40 yıllık bir tecrübe ile en gelişmiş teşhis ve tedavi yöntemleri ile hizmet vermekteyiz. Türkiye’nin en deneyimli ekibiyle kapalı ameliyatlar büyük bir başarı ile yapılmaktadır.
Bu tip ameliyatlar bu konuda uzman, ileri düzey hastanelerde yapılmalıdır. Hastalığın her aşamasında sizlere yardımcı olabiliriz.
Yemek borusu kanseri tedavisi için bize danışmadan karar vermeyin.
Video Yardımlı Göğüs Cerrahisi, Minimal İnvaziv Göğüs Cerrahisi veya Kapalı Göğüs Cerrahisi de denilen, küçük kesiler yoluyla yapılan ameliyatları ifade eder. Akciğer hastalıkları ve göğüs kafesi içindeki birçok hastalığın teşhis ve tedavisinin açık ameliyat ile değil, kapalı ameliyatlar ile yapılmasıdır.
Akciğer, mediasten ve yemek borusunun cerrahi hastalıklarında kapalı yöntemlerin açık ameliyatlara belirgin teknik üstünlüğü nedeni ile tüm dünyada giderek artan oranda kullanıldığını görmekteyiz.
VATS prosedüründe, göğüs duvarında küçük boyutlu bir ya da birkaç kesi yapılır. Bir kesiye kamera yerleştirilerek içerideki görüntü monitöre yansıtılarak hasta başında olan cerrah ve tüm ekip tarafından izlenebilmektedir. Diğer kesilerden de tekniğe uygun cerrahi aletler ile göğüs kafesinin içerisine girilip gerekli ameliyat gerçekleştirilir.
Akciğer, mediasten ve yemek borusunun cerrahi hastalıklarında video-yardımlı cerrahi, cerrahların pek çok kompleks işlemi, geleneksel yöntemlere göre daha hassas, daha esneklikle, daha kontrollü ve güvenli yapmasını sağlar. Akciğer kanserlerinde lenf bezlerinin temizlenmesi, video yardımlı ameliyatlarda daha başarılı şekilde yapıldığından, onkolojik bir üstünlük sağlar.
Video yardımlı sistemi kullanan cerrahlar, geleneksel yöntemler ile karşılaştırıldığında, operasyon sırasında daha yüksek bir hassasiyet, esneklik ve kontrol ile cerrahi alanın daha iyi görüntüsü avantajına sahip olurlar.
Uygun hastalar için VATS yaklaşımı potansiyel olarak aşağıdaki faydaları sağlar:
Kapalı Göğüs Cerrahisinde geleneksel yöntemlerdeki benzer komplikasyonlar daha düşük oranlarda görülmektedir. Cerrahi ekipmanları göğüs boşluğu içerisinde çevre dokulara en az zararı vererek, komplikasyon oranının azalmasını sağlar.
Video Yardımlı Göğüs Cerrahisi hastalarının büyük bir bölümünde uygulanması gereken rutin ameliyat şeklidir. Fakat bu cerrahi, her hasta için bir seçenek olmayabilir. Cerrah, kapalı cerrahinin o hastada uygun olup olmadığını, yararları ve risklerini, açık cerrahi yöntemlerle karşılaştırarak hastaya anlatır.
Video yardımlı cerrahi; akciğer, mediasten, yemek borusu ve plevranın hemen hemen bütün hastalıklarında güvenle uygulanabilir. Özellikle “Yemek borusu kanseri”, “yemek borusunun iyi huylu hastalıkları”, erken evre “akciğer kanserleri”, göğüs boşluğunda her iki akciğer arasında bulunan “mediasten” denilen bölgenin tümörleri ve kistleri, “diyafragma hastalıkları”, “timoma”, “Miyastenia Gravis” (timektomi), gibi göğüs cerrahi hastalıklarında başarılı bir şekilde uygulanabilmektedir. Akciğer ve yemek borusu kanserlerinde lenf bezlerinin temizlenmesi, video yardımlı ameliyatlarda daha başarılı şekilde yapıldığından, onkolojik bir üstünlük sağlar.
Akciğer kanseri, akciğerlerde başlayan bir kanser türüdür. Akciğerleriniz, nefes aldığınızda oksijen alan ve nefes verirken karbondioksit salan göğsünüzdeki iki süngerimsi organdır.
Akciğer kanseri, dünya çapında kanser ölümlerinin en önde gelen nedenidir.
Sigara içen insanlar en yüksek oranda akciğer kanseri riskine sahiptir, ancak akciğer kanseri hiç sigara içmemiş kişilerde de ortaya çıkabilir. Akciğer kanseri riski, içilen sigaraların süresi ve sayısı arttıkça artar. Sigara bırakılırsa, uzun yıllar sigara içtikten sonra bile akciğer kanseri gelişme riski önemli ölçüde azalabilir.
Akciğer kanseri tipik olarak erken evrelerinde belirti ve semptomlara neden olmaz. Akciğer kanserinin belirti ve semptomları hastalık ilerlediğinde ortaya çıkar. Belirtiler ve semptomlar şunları içerebilir:
Sizi endişelendiren kalıcı belirti veya semptomlarınız varsa vakit kaybetmeden doktorunuzdan randevu alın.
Sigara: Hem sigara içenlerde hem de pasif içiciliğe maruz kalan kişilerde akciğer kanserleri görülür. Ancak nadiren de olsa akciğer kanseri, hiç sigara içmemiş kişilerde ve hiç sigara dumanına uzun süre maruz kalmamış kişilerde de görülebilir.
Sigara nasıl akciğer kanserine neden olur? Sigaranın akciğerleri kaplayan hücrelere zarar vererek akciğer kanserine neden olduğuna inanılır. Kansere neden olan maddelerle (kanserojen maddeler) dolu olan sigara dumanını soluduğunuzda, akciğer dokusunda değişiklikler başlar. İlk başta vücudunuz bu hasarı onarabilir. Ancak her tekrarlanan maruziyette, akciğerlerinizi kaplayan normal hücreler giderek daha fazla hasar görür. Zamanla, hasar hücrelerin anormal davranmasına neden olur ve sonunda kanser gelişebilir.
Akciğer kanseri, hücrelerinin mikroskop altındaki görünümüne göre iki ana tipe ayrılır. Doktor, sahip olunan akciğer kanseri türüne göre tedavi kararları verir:
Bir dizi faktör akciğer kanseri riskinizi artırabilir. Bazı risk faktörleri (sigara gibi) kontrol altına alınabilir, ancak aile geçmişiniz gibi faktörler kontrol edilemez:
Akciğer kanseri, aşağıdaki gibi komplikasyonlara neden olabilir:
Kesin bir yol yoktur, ancak sigara içmeyin, sigarayı hemen bırakın ve pasif içicilikten uzak durun! Eğer bir riske sahipseniz doktorunuzdan erken tarama talebinde bulunun.
Akciğer kanseri şüphesi varsa, görüntüleme testleri (Röntgen, BT taraması), Balgam sitolojisi, veya Doku örneği (Biyopsi) yapılabilir. Bronkoskopi, Mediastinoskopi veya iğne biyopsisi ile anormal hücre örnekleri alınarak laboratuvarda net analiz gerçekleştirilir.
Kanserin boyutunu saptamak için ise BT, MR, Pozitron Emisyon Tomografisi (PET) ve kemik taramaları devreye girerek kanserin evresi (0-IV) belirlenir.
Doktorunuz, kanserin evresine ve sağlığınıza uygun bir tedavi seçer. Günümüzde en etkili tedavi metodu cerrahi olarak kanser dokusunun vücuttan uzaklaştırılmasıdır.
Kanser akciğerlerle sınırlıysa cerrahi birinci seçenek olmalıdır. Kanseri çıkarmak için prosedürler şunları içerir:
Radyasyon tedavisi: Bölgesel yayılımlarda veya ameliyat bir seçenek olmadığında, yüksek güçlü ışınlarla tedavi uygulanır. Ağrı gibi semptomların hafifletilmesinde görev alır.
Kemoterapi: Genellikle ameliyattan sonra kalan hücreleri öldürmek, kanseri küçültmek veya ilerlemiş aşamalarda ağrıları azaltmak için kullanılır.
Takip edilen hastaların düzenli kontrolleri (göğüs filmi, testler) çok önemlidir. Kanserin ne kadar yaşatacağı hastalığın evresine, hastanın durumuna ve tedaviye bağlıdır. Gecikmemiş, erken aşamadaki hastalar tam olarak tedavi olabilirler.
Göğüs duvarı kanserleri, göğüs kafesini oluşturan göğüs kemiği ve kaburgaların kemik ve kıkırdakları ile yumuşak doku dediğimiz kas ve bağ dokularından köken alan tümörleri ifade eder. Bunlar içinde kemik ve kıkırdaklarda oluşan tümörler sıklıkla görülürken, kaburgalar en sık tutulan yerdir.
Göğüs duvarı tümörleri iyi ve kötü huylu olmak üzere ikiye ayrılır:
Yumuşak doku sarkomlarında ise genellikle ağrı görülmez ve diğer kötü huylu tümörlere göre daha iyi bir süreç izlenir.
Göğüs tomografisi incelemesinde tümörün çapı, kemiklerde oluşturduğu sıkıntılar, çevre yumuşak doku tutulumu incelenir. İğne ile ya da küçük bir kesi ile alınan biyopsi ile kesin teşhis konulur. Ayrıca PET-CT ile hücrelerin diğer organlara sıçrama (metastaz) durumu kontrol edilir.
Ameliyat, Radyoterapi ve Kemoterapi seçenekleri tedavinin ana unsurlarıdır. Tedavisi cerrahi olan bir göğüs duvarı tümörü varlığında amaç geniş sınırlarla tümörün çıkarılması ve göğüs duvarının gerekirse yapay platin ve yamalarla desteklenmesidir. Göğüs duvarı tümörlerinin bazılarının tedavisi cerrahi dışıdır ve hastalara radyoterapi ve/veya kemoterapi uygulanır. Bu yöntemler cerrahi operasyonu mümkün kılmak için ameliyattan önce de verilebilir.
Göğüs duvarı rezeksiyonu, yumuşak doku, kıkırdak, göğüs kemiği ve/veya kaburgaların tamamını veya bir kısmını çıkarmak için yapılan ameliyattır. Hastalıklı kısım çıkarılır ve geride kalan boşluk kaslar, metal plakalar veya suni yamalar ile desteklenir.
Ameliyatın detayları kişiden kişiye değişir ve genel olarak iki ana kısma ayrılır:
İyileşme, geçirdiğiniz operasyona, alınan defekte ve destek sistemine (plaka/yama/flep) bağlı olarak tamamen hastaya özel ilerler.
Nefes borusu (soluk borusu), vücutta solunan havanın boğazdan akciğerlere geçişini sağlayan, yaklaşık 12 cm uzunluğunda, boru şeklinde, kıkırdaklardan oluşan bir organdır. Nefes borusu akciğerlere giden sağ ve sol iki bronşa ayrılmaktadır.
Çoğu trakeal darlık vakası, uzun süreli entübasyondan sonra (tıbbi bir işlem sırasında solunumun korunmasına yardımcı olmak için trakeaya bir solunum tüpü yerleştirildiğinde) veya bir trakeostomide (trakeanın cerrahi olarak açılması) trakea yaralandığında gelişir.
Trakeal darlık, aşağıdakiler de dâhil olmak üzere bir dizi başka nedenden de gelişebilir:
Ayrıca Polikondrit, sarkoidoz, papillomatoz, amiloidoz veya Wegener granülomatozu gibi bazı otoimmün bozukluklar.
Trakeal darlık yavaş gelişebilir. Erken belirtiler çeşitli bozukluklarla karıştırılabilir ve tedaviyi geciktirebilir. Belirtiler şunları içerir:
Yukarıdaki semptomlardan herhangi birini sergiliyorsanız, trakea darlığını teşhis etmek için: Göğüs ve nefes borusunun röntgeni, Boyun ve göğsün bilgisayarlı tomografi (BT) taraması, Laringoskopi (gırtlak endoskopik muayenesi) ve Bronkoskopi (trakea ve bronşların endoskopik muayenesi) gerçekleştirilebilir.
Trakeal darlık bazen altta yatan bir tıbbi durumun bir sonucu olarak gelişebilir. Bu durumlarda doktorlar darlığı tedavi etmeden önce mevcut rahatsızlığa odaklanacaktır. Cerrahi, darlığın tam yeri ve boyutuna bağlı olarak tedavi için harika bir seçenektir.
Uzman deneyimimiz ile hastalığın her aşamasında sizlere güvenle yardımcı olabiliriz.
Hemen bize danışın
Diyafram, göğüs ve karın boşluklarını ayıran bir kastır; frenik sinirler tarafından kontrol edilir.
Diyafragma felci nadirdir. Diyaframın bir tarafının felç olduğu hastalarda, kişiler nefes darlığı için başka bir neden (astım, amfizem vb.) olmadıkça genellikle hiçbir belirti göstermeyebilir. Felçli bir diyafram normalden daha yüksek olduğu için akciğere baskı yapar ve hastanın normal nefes almasını engeller. Ayrıca, bir hasta nefes aldığında, diyafram genellikle havayı akciğere çekmek için aşağı doğru hareket eder. Paradoksal olarak, felçli bir diyafram yukarı doğru hareket eder ve akciğeri daha da sıkıştırır.
Frenik sinirin bir tümör tarafından tutulduğu, sıkıştırıldığı, kesildiği için çalışmadığı birçok durum vardır:
Doktorlar, hastanın genel durumuna, felcin süresine ve altta yatan nedene göre tedavi kararı verirler. Tedavi seçenekleri şunları içerir:
Tek taraflı felç için prognoz, altta yatan başka bir hastalık yoksa oldukça iyidir ve bazen cerrahi müdahalesiz iyileşebilir. İki taraflı felç için prognoz hastanın genel durumuna da bağlıdır, ancak yaşam kalitesi çok düşük kalıyorsa cerrahi (plikasyon) en iyi seçenektir.
Hidatik kist, tarım ve hayvancılıkla uğraşan, çevre sağlığı ve koruyucu hekimlik önlemlerinin yetersiz kaldığı tüm toplumlarda ve ülkemizde görülen önemli bir hastalıktır. Halk arasında "köpek kılından bulaşan hastalık" olarak da bilinir. Ülkemizde her bölgede görülmesine rağmen en sık Doğu Anadolu Bölgesi’nde görülür.
İnsana bulaşma sıklıkla hastalığı taşıyan köpeklerden olmaktadır. Enfekte köpeklerin anüslerinde, kıllarında ve yattığı yerlerde çok sayıda yumurta bulunur. Paraziti taşıyan sıklıkla köpek olmak üzere kedi, çakal, tilki, kurt gibi et yiyen hayvanların dışkısı ile parazitin yumurtaları etrafa saçılır.
Sindirim yoluyla alınan yumurta ince bağırsakta bağırsak duvarına oradan dolaşımla karaciğere ulaşır ve en sık yerleşim yeri burasıdır. Kan dolaşımına giren yumurtalar akciğer ve diğer organlara da yerleşebilir ve buralarda hidatik kist hastalığını oluştururlar.
Hastalığın başlarında kistin küçük olduğu dönemlerde uzun yıllar boyunca belirtisiz seyredebilir. Ancak büyüdükçe parenkimi bronş, akciğer zarı, kalp ve büyük damar gibi yapılara bası yapmasına bağlı olarak belirtiler ortaya çıkar:
Hastalığın başlıca tedavisi kistin cerrahi olarak çıkartılmasıdır. Her ne kadar parazit ilaçlarının kullanımı söz konusu olsa da bu ilaçlar daha çok eşlik eden çeşitli hastalıklar nedeniyle ameliyat edilemeyen hastalarda veya cerrahiye tamamlayıcı olarak kullanılır.
Kliniğimizde modern çocuk göğüs cerrahisi kapsamında; yenidoğandan başlayarak 18 yaşına kadar tüm bebeklik, çocukluk ve ergenlik çağı boyun bölgesi, göğüs kafesi, akciğer, yemek borusu, nefes borusu, diyafragma, akciğer zarları ve mediasten bölgesi cerrahi problemlerinin tedavisi kapalı ve açık cerrahi yöntemleriyle başarılı ve güvenli bir şekilde yapılmaktadır.
Ayrıca çocukluk çağı göğüs travmalarının tedavisi ile nefes borusu ve yemek borusu yabancı cisimlerine endoskopik işlemler de kliniğimizce uygulanmaktadır.
Anne karnındaki bebeğin akciğerinde en sık tespit edilen hastalıklar: Konjenital (Doğumsal) Kistik Adenomatoid Malformasyon (KKAM), Pulmoner Sekestrasyon ve Konjenital (Doğumsal) Lober Amfizem ameliyatları kliniğimizde başarıyla yapılmaktadır.
Bir çocuğun, tümör veya doğuştan diyafragma fıtığı olsun, göğsünü etkileyen bir durumu varsa, o çocuğun göğüs cerrahi ekibinden özel bakım alması gerekir. Kliniğimizde göğüs cerrahları, yenidoğan ve çocuk hastaların doğumsal veya edinilmiş göğüs hastalıklarına özel olarak odaklanır ve tedavilerini yaparız.
Ülkemizde çocuk göğüs cerrahisi ameliyatlarının en yoğun yapıldığı merkez konumundayız. Tedavi ettiğimiz hastalıkların bazıları şunlardır:
Minimal invaziv, küçük ve tek cilt kesisi ile kamera eşliğinde özel aletler kullanarak göğüs cerrahisi ameliyatları gerçekleştirilir. Kapalı ameliyatlarımız şunları içerir:
En kritik durumdaki bebekler için doğumdan sonraki saatler içinde yapılan cerrahi onarım da dâhil olmak üzere, kapalı ameliyat (VATS) ve özel cihazlar kullanılarak yüksek sayıda ameliyat tecrübesi ile çocuk göğüs cerrahisinde uzman bir kadro ile çalışıyoruz.
Hemen bize danışın
Birçok insanda akciğer nodülleri vardır. Solunum yolu hastalıkları ve enfeksiyonlar akciğerlerde nodüllerin oluşmasına neden olabilir. Çoğu akciğer nodülü akciğer kanseri belirtisi değildir ve tedavi gerektirmez.
Akciğerde nodül, akciğerde oluşan anormal bir büyümedir. Akciğer nodülleri, akciğer grafileri veya Bilgisayarlı Tomografi (BT) gibi testlerde ortaya çıkar; noktaya veya madeni paraya benzeyebilirler. Göğüs röntgeni veya BT taraması yapılan yetişkinlerin yarısında akciğer nodülü görülebilir. Akciğer nodüllerinin yaklaşık %90’ı iyi huyludur.
Bir enfeksiyon veya hastalık akciğer dokusunu alevlendirdiğinde, küçük bir hücre yığını (granülom) oluşabilir. Kanserli olmayan (iyi huylu) akciğer nodüllerinin nedenleri şunlardır:
Herkeste akciğer nodülü gelişebilir, ancak aşağıdaki durumlarda bir nodülün kanser olma olasılığı daha yüksektir:
Küçük akciğer nodülleri nadiren semptomlara neden olur. Ancak eğer nodülünüz varsa ve aşağıdaki gibi belirtiler yaşamaya başlarsanız vakit kaybetmeden doktorunuza başvurun:
Bulgular genellikle başka bir amaçla çekilen tomografilerde sürpriz olarak ele geçer. Doktorunuz aktif gözetim önerebilir ve 6 ila 12 ay içinde başka bir Bilgisayarlı Tomografi (BT) isteyebilir.
Küçük nodüller genellikle antibiyotik/mantar önleyici haplarla izlenirken, büyüyen ve sorunlara neden olan nodüller cerrahi işlemle (ömrünüzü etkilemeden) çıkartılabilir. Video Yardımlı Göğüs Cerrahisi (VATS) sayesinde küçük kesilerden (kameralı sistem ile) tedavi rahatça gerçekleştirilebilir.
Akciğerinizde bir leke olduğunu öğrenmek endişe verici olabilir ama çoğunlukla iyi huyludur. Akciğer Nodülü yakın doktor takibi gerektirir ve asla ihmale gelmez! Deneyimli ekibimiz tarafından Akciğer Nodülü takip ve tedavisi en gelişmiş yöntemlerle güvenli ve başarılı bir şekilde yapılmaktadır.
Hemen randevu alın
Akalazya, yemek borusundan yiyecek ve sıvının geçişini zorlaştıran bir hastalıktır. Akalazyada yemek borusunun üst ve orta kısmı genişlemiştir. Gıdanın geçişini sağlayan yemek borusunun ritmik kasılması kaybolmuştur; bunun aksine alt sfinkterin aşırı kasılması mevcuttur. Katı ve sıvı besinlerin mideye kolayca geçişi sağlanamaz ve bu nedenle yutma güçlüğü yaşanır.
Bazen gastroözofageal reflü (GERD) ile karıştırılır. Akalazyada sindirilmemiş yiyecekler yemek borusundan geri gelirken, reflüde gıdalar mideden geri gelir. Ayrıca Akalazyada hem sıvı hem de katı gıdalara karşı yutma güçlüğü vardır.
Kesin nedeni tam anlaşılamamıştır ancak doktorlar yemek borusundaki sinir hücrelerinin kaybından şüphelenmektedir. Buna viral enfeksiyonlar, otoimmün hastalıklar veya çok nadiren kalıtsal faktörler yol açabilir.
Semptomlar yavaş yavaş ortaya çıkar ve zamanla kötüleşir:
Akalazya, testler yapılmadan diğer bozukluklarla karıştırılaiblir. Doğru teşhis için şunlar uygulanır:
Tam bir tedavisi olmasa da semptomları önemli ölçüde yok eden tedaviler vardır. Amaç; yemeğin daha kolay geçebilmesi için yemek borusunun alt sfinkterini gevşetmektir.
Akalazya için en çok tercih edilen ve en etkili olan tedavi: Cerrahidir (Başarı oranı %90'ın üzerindedir).
Hemen bize danışın
Halk arasındaki adıyla Güvercin Göğüs veya tıptaki adıyla Pektus Karinatum, doğuştan gelen bir göğüs kafesi şekil bozukluğudur. Pektus karinatum, göğüs kemiğinin anormal şekilde dışa doğru çıkıntılı olduğu, nadir görülen bir durumdur.
Genellikle iç organlara zarar vermez. Bazen bu deformite, kişi ergenlikteki büyüme çağına ulaşana kadar fark edilmeyebilir.
Çoğu çocuk ve genç için pektus karinatum ile ilgili temel sorun aslen fiziksel bir sorundan ziyade görünüşüdür (kozmetik/psikolojik). Bununla birlikte, bazı hastalar özellikle egzersiz sırasında nefes darlığı gibi fiziksel sorunlar da yaşayabilir.
Ana semptom, dışarı çıkıntılı olan göğüs kemiğidir. Belirtiler genelde ergenlikteki büyüme atağıyla daha görünür hale gelir. Bazı kişilerde günlük egzersiz sırasında kısıtlılık ve nefes darlığı meydana gelebilir.
Doktorlar genellikle sadece göğsü inceleyerek teşhis edebilirler. Ancak içerideki kemik yapısının şeklini ve bozukluğun ciddiyetini belirlemeye yardımcı olması için detaylı Bilgisayarlı Tomografi (BT) taramaları istenir.
Pektus karinatum, bir korseyle yatıştırılarak veya ameliyatla düzeltilerek tedavi edilebilir. Seçilecek yöntem, deformitenin derecesine ve hastanın kemik gelişiminin tamamlanıp tamamlanmadığına bağlıdır.
Eğer hastanın kemikleri hâlâ büyüyorsa ve şekil almaya müsaitse, özel tasarlanmış korse gibi bir destek aparatı göğsü yavaşça düzleştirmeye yardımcı olabilir. Korse günde 23 saate kadar giyilir ve semptomlar genellikle sadece birkaç ay içinde düzelmeye başlar.
Şiddetli ve kemik gelişimi tamamlanmış pektus karinatum için cerrahi tedavi gerekebilir. Kapalı veya açık cerrahi metotlarla onarım yapılabilir. Son yıllarda Pektus Karinatum kapalı ameliyat tekniği olan Abramson Yöntemi ile oldukça başarılı ve konforlu bir şekilde tedavi edilmektedir.
Kliniğimizde kapalı veya açık cerrahi metotlarla Pektus Karinatum (Güvercin Göğüs) tedavisi ve estetik onarımı güvenli ve başarılı bir şekilde yapılmaktadır.
Hemen bize danışın
Pektus Ekskavatum, Kunduracı Göğüs veya Batık Göğüs, hem çocuklarda hem de yetişkinlerde görülür. Belirtileri insanları fiziksel ve psikolojik olarak etkileyebilir. Genellikle ilk gençlik yıllarında fark edilir, kapalı veya geleneksel açık ameliyatlarla tamamen düzeltilebilir.
Pektus ekskavatum, göğüs kafesinin içe doğru büyüdüğü ve göğüs duvarında gözle görülür ve bazen ciddi bir girintiye neden olduğu anormal bir göğüs kafesi gelişimidir. "Batık Göğüs" veya "Huni Göğüs" olarak da bilinir.
Göğüs kafesindeki daralma, kalp ve akciğer fonksiyonlarını sınırlayabilir:
Şekil bozukluğu gençlerin psikolojisi üzerinde yoğun etkiler yaratır:
Teşhis basit bir fizik muayene ile konur. MR veya BT (Tomografi) taraması ile göğüs kemiklerinin üç boyutlu yapısı incelenir ve kalp-akciğer (kardiyopulmoner) kapasitesi detaylıca ölçülür. Ekokardiyogram ve solunum fonksiyon testleri (SFT’ler) de kullanılır.
Amacımız hastanın solunum ve kalp fonksiyonunu iyileştirmek için göğsü dışa doğru iterek kalbe olan baskıyı kaldırmaktır. Ameliyat tekniği cerrah tarafından karar verilir.
İşlemi yönlendirmek için göğse küçük bir kamera yerleştirilir. Göğsün her iki tarafında iki küçük kesi yapılarak göğüs kemiğinin altına kavisli çelik bir bar (çubuk) geçirilir. Paslanmaz bu kemik yay, göğüs duvarında 2-3 yıl arası tutularak çöküntüyü kalıcı şekilde düzeltir, ardından kolayca çıkarılır.
Aşırı büyümüş olan kıkırdak kaburga kısımları alınır ve bölgeye estetik bir pozisyon verilir. 6 ila 12 ay yerinde kalacak ufak bir metal destek çubuğu ile göğüs olması gereken normal konuma itilebilir.
Tipik olarak nefes alma, egzersiz kapasitesi ve göğüs ağrısında anında iyileşmelere yol açar. Ana sorunu göğsün görünümü olan hastalarda (özellikle gençlerde), klinik depresyonun ve utanmanın tamamen çözüldüğü ve özgüvenin dramatik bir şekilde arttığı ispatlanmıştır. Her iki prosedürde de tekrarlama (nüksetme) oranı %1'in altındadır.
Hem Nuss hem Ravitch güvenilir operasyonlar olsa da; enfeksiyon, barın yer değiştirmesi, kanama, akciğer çevresinde hava (Pnömotoraks) veya sıvı (Plevral efüzyon) gibi nadir komplikasyonlar görülebilir.
Kliniğimizde kapalı veya açık cerrahi metotlarla (Nuss prosedürü ve modifiye Ravitch tekniği) Pektus ekskavatum tedavisi on yıllar boyu %99+ tam başarı oranıyla güvenli bir şekilde yapılmaktadır.
Hemen bize danışın
Leiomyom, yemek borusu (özofagus) tümörlerinin en sık görülen iyi huylu olanıdır. Yemek borusunun tüm iyi huylu tümörlerinin %70’den fazlasını oluşturur. Genellikle erkeklerde, 20-50 yaşlar arasında, yemek borusunun orta ve alt 1/3’lük kısmında, tek, düzgün sınırlı bir kitle şeklinde ortaya çıkar.
Leiomyom yemek borusu duvarında oldukça yavaş büyür. Çoğu zaman belirti vermez ve başka şikayetler için yapılan taramalarda tesadüfen fark edilir. Ancak büyüdükçe şu şikayetleri yaratabilir:
Hastada belirtiler olmasa bile ileride mutlaka sorun çıkaracağı için leiomyomun çıkarılması tavsiye ediliriz. Cerrahi ile hem tanı tamamlanır hem de kesin tedavi sağlanır.
Hemen bize danışın
Hiperhidrozis (aşırı terleme); ter bezlerini uyaran sempatik sinirlerin çalışmasında meydana gelen bir “ayar bozukluğudur”. Sempatik sisteminin aşırı uyarılmasına ve duyarlı olmasına bağlı olarak vücudun belli bölgelerinde (yüz, el, koltuk altı, ayak) çok şiddetli terleme meydana gelir.
Tokalaşmak, kalem tutmak veya toplum önünde bulunmak gibi basit sosyal ve fiziksel eylemler bile utanç ve yoğun endişe verici olabilir.
Kremler, iyontoforez veya Botox sadece geçici veya kısmi çarelerdir. Ameliyat tek ama %99 kesin çözümdür. Damlama, akma şeklinde el terlemesinde en etkili seçenek sempatektomi ameliyatıdır (ETS).
Geniş ıslaklıkların oluşturduğu görüntü psikolojiyi fazlasıyla bozar. İlaç, bitkisel çözüm imkansızdır. Botox (6 ayda bir) veya sadece kalıcı bir yöntem olan ETS klipsli sempatektomi ile tedavi başarılı şekilde uygulanmaktadır.
Sıradan sosyal etkileşimlerde bile aniden oluşan şiddetli "kafa bölgesi ıslaklığı" veya "yüz kızarması (facial blushing)" özgüven sorunlarına yol açar. ETS ameliyatı sonrası bu sorunların tamamen ve kalıcı çözüm yüzdesi %95’tir.
Kapalı yöntem (Endoskopik Torasik Sempatektomi — ETS) ile hastanın koltuk altından sadece 2 cm'lik bir delikle girilen 1 saatlik bir müdahaledir.
Yüzlerce hastamıza başarıyla ve güvenle uyguladığımız ETS yöntemi ile 1 saatlik ameliyatla aşırı terlemeye son veriyoruz.
Hemen randevu alın
Normalde yemek borusu, diyaframın altında bulunan mideye bağlanmak için diyaframdaki bir delikten geçer. Diyafram, göğüsteki organları karındaki organlardan ayıran bir kastır.
Mide fıtığı, midenin bir kısmının göğüs bölgesine doğru hareket etmesidir. Hiatal herniler, kayan ve/veya paraözofageal herniler olarak sınıflandırılır. Kayan bir fıtık, midenin üst kısmının ve yemek borusunun alt kısmının diyaframın üzerindeki boşluğa doğru hareket etmesidir. Bu en yaygın hiatal herni türüdür. Paraözofageal herni, midenin üst kısmının veya diğer karın içi organların diyaframın üzerindeki boşluğa geçmesi ile oluşur.
Mide fıtığı, midenin bir bölümünün diyaframdaki açıklıktan yukarı kayması ile oluşur. Bu durum yemek borusu ile mide arasındaki bariyerin bozulmasına ve reflü semptomlarına yol açabilir.
Hiatal herniye neyin neden olduğu her zaman net değildir. Yemek borusunun alt ucu, elastik bir bağ ile diyaframa sabitlenmiştir. Her yutkunmada yemek borusu diyaframın üstüne kadar kısalır ve bu elastik bağ gerilir. Yutma tamamlandıktan sonra, bağın elastik geri tepmesi yemek borusunun alt ucunu diyafram seviyesinde normal pozisyonuna geri çeker.
Kayan bir hiatal herni için, bu elastik bağın tekrarlayan yutma veya diğer stres faktörlerinden (örneğin kusma, reflü) aşınması ve yırtılması ile bağın artık yemek borusunu yerinde tutamayacağı ve midenin yukarı doğru fıtıklaştığı düşünülmektedir.
Paraözofageal hiatal herni için, bu gevşekliğin fıtığın bir nedeni mi yoksa bir sonucu mu olduğu açık olmasa da, normalde mideyi yerinde tutan bağların anormal bir gevşekliği olduğu düşünülür. Hiatal herniler de doğuştan olabilir veya yemek borusu veya mide ameliyatlarından sonra gelişebilir.
Hiatal herniler genellikle tesadüfen bulunan yaygın bir hastalıktır. Küçük kayan hiatal hernilerin çoğu belirti vermez. Büyük kaymalı hiatal hernileri olan hastalarda mide ekşimesi, yetersizlik ve yutma güçlüğü dâhil reflü hastalığı belirtileri görülebilir.
Paraözofageal fıtığı olan birçok hastada ya hiçbir belirti görülmez ya da aralıklı belirtiler görülür. Paraözofageal hernilerin en yaygın belirtileri mide bölgesinde ağrı, yemek sonrası dolgunluk, bulantı veya öğürmedir. Bazı hastalarda sıvı veya yiyecekle dolu mide nefes darlığına neden olabilir. Paraözofageal fıtıklar büyüdüğünde mide bükülebilir ve tıkanıklığa neden olabilir.
Her iki hiatal herni türü için, mide ülserleri oluşabilir ve bu da kansızlık veya mide kanamasına neden olabilir.
Hiatal herniler genellikle radyografik görüntüleme veya endoskopi ile tesadüfen teşhis edilir. Bu çalışmalar genellikle bir hiatal herninin spesifik olarak teşhis edilmesi için uygulanmaz, daha ziyade diğer tanıları dışlamak veya diğer tetkiklerin bir parçası olarak yapılır.
Belirti vermeyen ve tip 1 olan kayan hiatal hernilerin tedaviye ihtiyacı yoktur. Belirti veren kayan hiatal hernilerin tedavisi genellikle reflü tedavisinden oluşur. Şikayetler tedaviye dirençli veya tıbbi tedaviye uygun değilse, cerrahi düşünülebilir. Ameliyat sırasında cerrah mideyi karın içine geri çeker ve midenin diyaframın üzerine kaymasını önlemek için diyaframdaki açıklığı sıkar. Daha sonra, midenin üst kısmının, geri akışı önlemek için yemek borusunun alt kısmına sarıldığı bir fundoplikasyon yapılır.
Ciddi belirtileri olan fıtıklar ameliyat edilmelidir. Mide dönmesi, kanama, tıkanıklık, midede gangren gelişmesi ve solunum sıkıntısı olan hastalar acil ameliyat gerektirir.
Hastalığın her aşamasında sizlere yardımcı olabiliriz. Kliniğimizde yaklaşık 30 yıllık tecrübe ile güvenli ve başarılı bir şekilde, Mide Fıtığı olan hastalara laparoskopik yöntemlerle kapalı ameliyatlar yapılmaktadır.
Zenker Divertikülü, yemek borusu duvarında oluşan anormal bir torba veya ceptir. Üst yemek borusu sfinkterinin hemen üzerinde, sindirim sisteminin girişinde (boğazda) dışa doğru sarkan bir kese benzeri dokudur.
Temel sebep yemek borusunun üst kısmındaki bir kasın (krikofaringeus) anormal şekilde gerilmesidir. Bu gerilme, boğaz duvarı boyunca yüksek basınca yol açar. Boğazın o bölgesindeki göreceli "zayıf doku", yutma işlemi sırasındaki basıncın da etkisiyle dışarı balon gibi fırlayarak bir kese (divertikül) oluşturur.
Oluşan bu sorun sıvıların ve yiyeceklerin mideye inmesini zorlaştırır. Besinler mide yerine bu kesenin içine dolmaya (birikmeye) başlar veya boğaza geri döner.
Zamanla kese (torba) büyümeye devam eder ve belirtiler daha da şiddetlenir:
Teşhis, yutma problemleri incelenirken genellikle çok net olarak ortaya çıkar:
Zenker divertikülü tespit edildikten sonra cerrahi müdahale en standart ve net tedavidir. Sadece anestezi alamayacak kadar yaşlı veya zayıf hastalar için yaşam tarzı ve diyet değişiklikleri önerilebilir. Ameliyatta asıl hedef keseyi almak ve o bölgedeki tıkanıklığı yaratan basıncı ortadan kaldırmaktır.
Büyük veya komplikasyon (sorun) yaratmış bir divertikül için uygulanan geleneksel "Boyun Cerrahisi" ile divertikül (kese) tamamen çıkarılır ve bölge onarılır.
Bu kapalı yöntem oldukça sık kullanılan etkili bir alternatiftir. Kameralı sistem ile ağızdan girilerek tıkanıklığı yaratan yoğun sfinkter kası ve kese duvarı cerrahi bir zımba / koter yardımıyla kesilir. Oluşan anatomi, yemeklerin artık mideye kesintisiz gidebileceği (cebe girmeyeceği) şekilde tek bir akışa döndürülür.
Deneyimli tıbbi ekibimiz tarafından Zenker Divertikülü ameliyatları kapalı (endoskopik) ve açık cerrahi yöntemlerle son derece güvenli ve başarılı bir şekilde uygulanmaktadır.
Hemen bize danışın
Gastroözofageal Reflü Hastalığı (GÖRH) veya bilinen adıyla Reflü, mide içeriğinin (özellikle mide asidinin) yemek borusuna geri kaçması (geri akışı) sonucu rahatsız edici belirtiler ve komplikasyonlara neden olmasıyla gelişen kronik bir klinik durumdur.
En yaygın neden, alt yemek borusu sfinkterinin (mide ile yemek borusunu ayıran kapakçıktaki kasın) uygun olmayan/spontan şekilde gevşemesi veya zayıflamasıdır. Bunun sonucunda mide asidi yukarı doğru rahatça kaçar. Ayrıca, midenin geç boşalması (gastroparezi) veya yemek borusunun zayıf hareketliliği de bu durumu tetikler.
Aşağıdaki yiyecekler sfinkter (kapakçık) basıncını düşürür ve reflüyü doğrudan artırır:
GÖRH için yaşam tarzı değişiklikleri ve mide asit üretimini azaltan ilaçlar (PPI) ilk tercih olsa da, hastalık ciddi boyutta veya diyafram/mide fıtığıyla birlikteyse, yahut kişi boyu ilaç kullanmak istemiyorsa kalıcı seçenek cerrahidir.
Mide fıtığına eklentili veya çok ilerlemiş Reflü vakalarında yemek borusu ve mide arasındaki bariyeri "yeniden oluşturmak ve sıkılaştırmak" amacıyla (midenin üst kısmının yemek borusunun alt kısmına sarılmasıyla) ameliyat yapılır.
Kliniğimizde hem Reflü Hastalığı teşhisinde (Endoskopi) hem de ihtiyaç durumunda kapalı (Laparoskopik) cerrahi metotlarla kesin onarımında tecrübeli ekibimizle son derece güvenli şekilde faaliyet göstermekteyiz.
Hemen bize danışın
Trakeoözofageal Fistül (TÖF), trakea (soluk borusu) ve yemek borusu (özofagus) arasında oluşan anormal bir bağlantı veya geçiş yoludur. Bu anormal bağlantı, yutulan yiyecek ve sıvıların yemek borusundan çıkıp solunum yollarına ve akciğerlere kaçmasına (aspirasyon) neden olur. Bu çok ciddi ve hayatı tehdit edebilen solunum sıkıntılarına yol açar.
Yemek borusu boyundan göğsün ortasına kadar soluk borusu ile sıkı temas halindedir. Doğuştan gelenler bebeklik döneminde çocuk cerrahları tarafından çözülürken, erişkinlerde sonradan gelişen TÖF şu nedenlerle ortaya çıkabilir:
Tedavi; TÖF'ün iyi huylu bir sürece (entübasyon, travma vb.) mi yoksa kötü huylu bir tümöre (kanser) mi bağlı olduğuna, hastanın anestezi alıp alamayacağına ve açıklığın boyutuna göre şekillenir. Cerrahi onarım en kesin seçenektir.
Ameliyatlar teknik olarak çok zorlayıcıdır. Sadece deneyim değil, gerektiğinde mide veya bağırsak kullanılarak yeni bir yemek borusu oluşturma uzmanlığı da gerektirir.
Bizimle İletişime Geçin
Pnömotoraks, akciğerin bir kısmının veya tamamının büzülüp ufalması yani “çökmesi” veya "sönmesi" durumudur. Normalde akciğer ile göğüs kafesi duvarı arasında hava bulunmaz. Çeşitli nedenlerle bu iki doku arasına hava sızdığında, sızan bu hava dışarıdan akciğerlere baskı yapar ve onu çökertir.
Pnömotoraks, hayati tehlikeye neden olabilen çok önemli bir hastalıktır ve asla ihmal edilmemelidir.
Başlıca hedef, biriken havayı tahliye edip akciğerin tekrar şişmesini sağlamak ve hastalığın bir daha tekrarlamasını (nüks) engellemektir. Küçük çökmelerde hasta sadece oksijen verilerek hastanede gözlem altında tutulabilir.
Pnömotoraksınız iyileştikten sonra basınç değişimi yaratarak akciğerinize tekrar baskı uygulayabilecek riskli aktivitelerden (Uçak yolculuğu yapmak, tüplü dalış (SCUBA) yapmak, nefesli çalgı çalmak) hekimin belirttiği süre boyunca uzak durmalısınız.
Dünya standartlarındaki Göğüs Cerrahisi birikimimiz ve üstün teknolojimizle Pnömotoraks tedavisinde hayat kurtarıcı ve nüks önleyici operasyonları (VATS) güvenle uyguluyoruz.
Bize Ulaşın
Timik epitelyal tümörler, nadir görülen tümörlerdir. Anormal kitle, akciğerler arasında ve kalbe yakın bölgede büyür. Bu nadir tümörler arasında en yaygın olanı timomalardır.
Timomaların çoğu yavaş büyümesine rağmen, bazıları tekrarlayabilir ve metastaz yapabilir. Bu nedenle mümkünse bu tümörler ameliyatla alınır. Genellikle çoğu insan, tümörün tamamen çıkarılmasından sonra herhangi bir ek tedaviye ihtiyaç duymaz. Ancak bazı durumlarda radyasyon veya kemoterapi gibi ameliyat öncesi veya sonrası ek tedavi önerilir.
Timomaların yaklaşık %40'ı ek semptomlara yol açabilen paraneoplastik sendromla ilişkilidir. Ayrıca, bir otoimmün bozukluk olan miyastenia gravisli kişilerin yaklaşık %15 ila %20'sinde timoma olduğu bulunmuştur. Son çalışmalar, bazı kişilerde miyastenia gravis semptomlarının timektomi ile hafifletilebileceğini göstermiştir.
Kliniğimiz, kapalı timoma ameliyatları konusunda büyük bir tecrübeye sahiptir. Nörologlar, Tıbbi Onkologlar, Göğüs Cerrahları, Radyasyon Onkologları, Patologlar ve Radyologlardan oluşan multidisipliner bir ekip tarafından tüm hastalar değerlendirilir.
Hastalığın her aşamasında sizlere yardımcı olabiliriz. Kliniğimizde genellikle video yardımlı torakoskopi (Kapalı ameliyat) ile tümörün rezeksiyonu yapılır. Multidisipliner ekibimiz, ameliyattan sonra her bir kişiyi yeniden değerlendirir ve gerekli görüldüğü takdirde ek tedavi için önerilerde bulunur.
Deneyimli ekibimiz tarafından Timus Bezi (Timoma, Timus Büyümesi ve Timus Kanseri) ameliyatları en gelişmiş kapalı ve açık cerrahi yöntemlerle güvenli ve başarılı bir şekilde yapılmaktadır.
Kliniğimizde yaklaşık 30 yıllık tecrübe ile güvenli ve başarılı bir şekilde, Timoma olan hastalara laparoskopik yöntemlerle kapalı ameliyatlar yapılmaktadır.
Hemen bize danışın
Mediastinal kökenli tümörler, timustan, sinirlerden, lenf düğümleri, bağ dokusu veya germ hücreleri gibi dokudan kaynaklanan tümörleri içerir. Mediastinal tümörler, akciğerleri ayıran göğüs orta bölgesinde oluşan büyümelerdir.
Tümörler (neoplazmalar da denir) hücre yığınlarıdır. İyi huylu (kanser değil) veya kötü huylu (kanser) olabilirler. Mediasten adı verilen bu bölge önde göğüs kemiği, arkada omurga ve her iki yanda akciğerlerle çevrilidir. Mediasten; kalp, aort, yemek borusu, timus, trakea, lenf düğümleri ve sinirleri içerir.
Genel olarak, mediastinal tümörler nadirdir. Mediastinal tümörler genellikle 30 ila 50 yaşlarındaki hastalarda teşhis edilir, ancak her yaşta gelişebilir. Çocuklarda tümörler genellikle arka mediastende bulunur ve tipik olarak kanserli değildir. Yetişkinlerde, çoğu mediastinal tümör ön mediastende meydana gelir ve genellikle lenfomalar veya timomalardır.
Tedavi edilmeyen mediastinal tümörler bulundukları yer nedeniyle kanserli olmasalar bile ciddi sorunlara neden olabilir. Bu problemler arasında kalbe, kalbin etrafındaki zara ve büyük damarlara (aort ve vena kava) yayılma yer alır. Arka mediastende yer alan tümörler omuriliğin sıkışmasına neden olabilir.
Mediastinal tümörü olan kişilerin yaklaşık %40'ında hiçbir semptom görülmez. Büyümelerin çoğu, genellikle başka bir nedenle çekilen bir göğüs röntgeninde keşfedilir. Semptomlar genellikle tümörlerin çevredeki yapılara uyguladığı basınçtan kaynaklanır:
Bir mediastinal tümörü teşhis etmek ve değerlendirmek için en sık kullanılan testler:
Mediastinal tümörler için kullanılan tedavi, tümörün tipine ve konumuna bağlıdır:
Video yardımlı torakoskopi (VATS) veya mediastinoskopi gibi minimal invaziv cerrahinin geleneksel cerrahiye göre avantajları:
Kliniğimizde kapalı veya açık cerrahi metotlarla Mediastinal tümörlerin tedavisi başarılı bir şekilde yapılmaktadır. Profesyonel bir ekiple beraber en iyi sonucu elde etmek için çalışıyoruz.
Hemen bize danışın
Bronşektazi, akciğerlerin hava yollarının anormal şekilde genişlediği ve akciğerleri enfeksiyona karşı daha savunmasız hale getirebilecek aşırı balgam birikmesine yol açan, uzun süren kronik bir durumdur.
Akciğerlerinizde bir enfeksiyon gelişirse semptomlar daha da kötüleşir.
Akciğerler, bronşlar olarak bilinen küçük dallara ayrılan hava yollarıyla doludur. Oksijen bu hava yollarında dolaşır, alveol adı verilen küçük keselerde son bulur ve oradan emilerek kan dolaşımına karışır.
Bronşların iç duvarları, akciğerlere inen parçacıkların zarar görmesini önleyen yapışkan mukus ile kaplıdır.
Bronşektazide, bir veya daha fazla bronş anormal şekilde genişler. Bu, bronşları enfeksiyona karşı daha savunmasız hale getiren normalden daha fazla mukus anlamına gelir. Bir enfeksiyon gelişirse, bronşlar tekrar hasar görebilir, bu nedenle içlerinde daha fazla mukus birikebilir ve enfeksiyon riski daha da artar.
Zamanla, bu döngü akciğerlerde giderek kötüleşen hasara neden olabilir.
Bronşları çevreleyen doku ve kasların hasar görmesi veya tahrip olması durumunda bronşektazi gelişebilir. Bunun olmasının birçok nedeni olabilir:
Bronşektazinin akciğerlerde neden olduğu hasar kalıcıdır, ancak tedavi belirtilerinizi hafifletmeye ve hasarın kötüleşmesini durdurmaya yardımcı olabilir.
Ameliyat diğer tedavilerin etkili olmadığı, bronşlarınızdaki hasarın küçük bir alanla sınırlı olduğu ve genel sağlığınızın iyi olduğu durumlarda bronşektazi için en doğru tedavi metodudur.
Bronşektazinin komplikasyonları nadirdir, ancak ciddi olabilirler. En ciddi komplikasyonlardan biri, akciğerlerdeki kan damarlarından birinin hasara uğraması ile oluşan kanamalardır.
Kanlı öksürme yaşamı tehdit edici olabilir ve tedavisi için acil ameliyat gerektirebilir.
Bronşektazi ile yaşamak stresli ve sinir bozucu olabilir, ancak durumu olan çoğu insanın normal bir yaşam beklentisi vardır. Bununla birlikte, çok şiddetli semptomları olan kişilerde, akciğerler düzgün çalışmıyorsa bronşektazi ölümcül olabilir.
Kronik bir hastalık olduğu için ömür boyu hekim kontrolü gerekir. Bronşektazi ihmal edilebilecek bir hastalık değildir.
Cerrahi en etkili ve başarılı tedavi yöntemidir. Cerrahi tedaviye uygun olup olmadığınızı öğrenmek için lütfen bir Göğüs Cerrahisi Uzmanına müracaat ediniz.
Hemen bize danışın
Yemek Borusu yaralanması tıbbi bir acil durumdur. Yemek borunuzun duvarı delindiğinde veya yırtıldığında, mide-bağırsak sisteminizdeki yiyecekler, kimyasallar ve bakteriler göğüs boşluğunuza kaçabilir. Bu iltihaplanma, enfeksiyon ve yaşamı tehdit eden komplikasyonlara neden olabilir.
Yemek borunuz ağzınızı midenize bağlayan yutma tüpüdür. Yemek borunuzda bir yırtılma, yemek borusu duvarında bir delik, delinme veya yırtılma anlamına gelir. Bu çok ciddi bir durumdur.
Yemek borunuz akciğerlerinizin arasından göğüs boşluğunuzdan (toraks) geçer. Gastrointestinal sisteminizin bir parçası olarak, aldığınız katı ve sıvıların yanısıra sindirim sisteminize ait bakteri ve vücut kimyasallarını da taşır.
Bu içerikler mide-bağırsak kanalınızdan kaçıp vücudunuzun diğer yerlerine sızdıklarında zararlıdır. Yemek borunuzdan sızarlarsa göğsünüzde, akciğerlerinizde veya kan dolaşımınızda enfeksiyona neden olabilirler.
Bu enfeksiyonlar yaşamı tehdit edici olabilir, bu nedenle onları hızlı bir şekilde bulmak ve yönetmek çok önemlidir.
En iyi sonucu elde etmek için Yemek Borusu yaralanması 24 saat içinde tedavi edilmelidir. Bu endoskopik veya cerrahi tedavi anlamına gelebilir.
Yırtılma genellikle yemek borunuzun yaralanmasından kaynaklanır. Yemek borunuz dışarıdan veya içeriden yaralanabilir. Bazı yaralanmalar travmatik bir olay sırasında aniden ortaya çıkar, bazıları ise yavaş ilerler.
Daha nadiren yemek borunuz aşırı stres altında kendiliğinden yırtılabilir. Buna aynı zamanda efor kopması veya Boerhaave sendromu da denir. Genellikle kuvvetli ve tekrarlanan kusma sırasında olur.
Yemek Borusu yaralanmaların çoğu, tıbbi prosedürler sırasında, özellikle de Yemek Borusuunuzu endoskop aracılığıyla tedavi eden endoskopik prosedürler sırasında meydana gelir.
Yemek borunuzun çoğu organınızda olduğu gibi bir dış koruyucusu (serozal tabaka) yoktur. Bu, genel olarak yırtılmaya karşı daha savunmasız hale getirir. İç tabakanın iltihaplanması veya yaralanması durumunda özellikle savunmasızdır.
Aşağıdakilerle ilgili bir geçmişiniz varsa daha fazla tehlike var demektir:
Yırtıkların çoğu, göğsünüzdeki yemek borusunun orta ve alt kısmında meydana gelir. Yırtılmanın yerine göre boynunuzda, karnınızda veya sağ kürek kemiğinizde ağrı hissedebilirsiniz.
Sindirim sistemi içeriği yemek borunuzdaki delikten sızdığında aşağıdakilere neden olabilir:
Eğer yırtılma olduğundan şüpheleniyorsanız hemen acil servise gidin. Şiddetli ağrı ve yutma veya nefes almada zorluk acil belirtilerdir.
Yırtılmanın ardından ilk 24 saat içinde tedavi görenlerin tamamen iyileşmesi muhtemeldir. Bu grupta hayatta kalma oranı %85'tir. Tedavi edilmeyenlerin 48 saatin ardından hayatta kalma oranı %70'ye düşer.
Unutmayalım!!! yemek borusu yaralanmaları ölümcül olabilir.
Yemek borusu yırtılmaları korkutucu, acil durumlardır. Neyse ki nadirdirler. Ancak ortaya çıktıklarında hemen fark edilmeleri zor olabilir. Göğsünüzde ani ve şiddetli bir ağrı hissederseniz acil servise gidin.
Acil tıbbi yardım alın